Baska turlu bir sey benim istedigim, Ne agaca benzer, ne buluta benzer; Burasi gibi degil gidecegim memleket, Denizi ayri deniz, havasi ayri hava; Nerde gorduklerim, nerde o bekledigim kiz| Rengi baska,tadi baska. CAN YUCEL

Pazartesi, Ocak 05, 2009

"TARIM VE BESLENME"

PANEL DUYURUSU

"TARIM VE BESLENME"

YÖNETEN:

Abdullah AYSU
Çiftçi Sendikaları Konfederasyonu Başkanı

PANELİSTLER:

Ahmet ATALIK / TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası
İstanbul Şube Yönetim Kurulu Başkanı

Prof. Dr. Kenan DEMİRKOL / İstanbul Üni. Tıp Fak. Öğretim Üyesi
TTB İstanbul Tabip Odası Divan Kurulu Üyesi


TARİH : 8 OCAK 2009 PERŞEMBE
SAAT : 14:00
YER : KADIKÖY BELEDİYESİ BARIŞ MANÇO KÜLTÜR MERKEZİ

DÜZENLEYEN KURUMLAR:

TMMOB TTB
ZİRAAT MÜHENDİSLERİ ODASI İSTANBUL TABİP ODASI
İSTANBUL ŞUBESİ

Etiketler: ,

Salı, Aralık 23, 2008

Çiftçi- Sen: Tarım Yaşamdır, Yaşatılmalıdır

Küresel kapitalizm içine sürüklendiği derin krizle birlikte yoksullaştırıcı ve yoksunlaştırıcı politikalarını daha da şiddetlendirdi. Bu politikalara karşı, emekçiler, yoksul halk kitleleri dünyanın her yerinde direnmeye çalışıyorlar. Bu politikalardan en çok etkilenen kesimlerden biri olan çiftçiler/köylüler ise kendi üretim biçimlerini ve yaşam tarzlarını sürdürmenin yollarını arıyorlar.

Çiftçiliği ortadan kaldırmaya, tarımı şirketleştirmeye programlanmış politikalar bu kriz ortamında tüm dünyada olduğu gibi, Türkiye’de de daha bir ivme kazandı. Çünkü Türkiye de ulusaşırı tarım ve gıda şirketleri ve onun yararına çalışmalar yürüten IMF ile girift ilişkiler içinde olan bir ülke.Dünyanın krize boynuna kadar gömüldüğü bu süreçte, Türkiye tarımı doğru yönetilirse yurttaşlarımız açlıkla karşılaşmayabilir. Krizle açlık buluşmayabilir.Daha önce de defalarca belirttiğimiz gibi, tarım alanında bugüne kadar izlenen olitikalar yanlış. Bu politikalar uygulanmaya devam edildikçe, krizle açlığın buluşmasını engellemek mümkün olmayacaktır. Türkiye’nin gerçek bir tarım reformuna ve bunu başarmak için de bağımsız isteğe, güçlü bir inanca ihtiyacı var.Bugün 2 seçenek arasında bir tercih yapma zorunluluğuyla karşı karşıyayız:- Tarımı insanların ve diğer tüm canlıların yaşamını sürdürebilmesi için doğru yönetip yönlendirmek, yani gıdanın egemenliğini yeniden ele geçirmek;- Tarımı, şirketlere birikim ve sömürü alanı olacak şekilde terk etmek.Biz çiftçiler/köylüler gıda egemenliğini ele geçirmekten, tarım politikalarının üreticiler ve tüketiciler tarafından belirlenmesinden yanayız. Bu konuda tarafız.Bu amaçla Çiftçi Sendikaları Konfederasyonu olarak tarım ve krize ilişkin değerlendirmemizi ve çözüm önerilerimizi “Tarım Reel Sektördür” başlığı altında bir dosya halinde kamuoyu ile paylaşmayı uygun gördük. Saygılarımızla.
Çiftçi Sendikaları Konfederasyonu
Ali Bülent ERDEM Abdullah AYSU
Genel Sekreter Genel Başkanı

Etiketler:

Pazartesi, Nisan 14, 2008

17 Nisan Uluslararası Çiftçi Mücadele Günü


1990ların ve Soğuk Savaşın sonundan bu yana kapitalizmin—hem ekonomik hem de askeri anlamda—en saldırgan (agresif) evresiyle karşı karşıyayız. Bir"barış" dönemindeyken hiç bu kadar asker kampanyası, ordu çıkartma ve sıcak çatışma görülmemişti. 80 ve 90lar, dünyada, solun dağılması ve şaşkınlığı yaşandı. Ancak '94'te Zapatistalarla, '97'de MST (Topraksız Çiftçiler) mitingiyle ve Seattle ile yeni bir eylemlilik dönemine girildi. Böyle bir ortamda 2000'de ilk Dünya Sosyal Forumu çağrısı yapıldı. Küresel sermayenin Davos'ta yaptığı toplantıların karşısında artık Dünya Sosyal Forumu toplantıları var. Dünyanın birçok ülkesinde emekçiler, alın teri dökenler hareketlenmeye ve direnişi de küreselleştirmeye başladı. La Via Campesina (Çiftçinin Yolu) kurulduğundan bu yana, neoliberal politikalara karşı bir politik hat izleyen, kırsal yaşama ilişkin genel görüşler geliştiren ve farklılıklardan oluşan birlik fikrinin billurlaştığı uluslararası bir hareket. Bu görüşün ana temaları toplumsal adalet ve eşitlik. Fakat aynı zamanda yeni bir dünya düzeni oluşturmak için kültür, etik ve alternatiflerin geliştirilmesini de kapsıyor. 2004'ten bu yana Via Campesina üyesi olan çiftçi sendikaları bu küresel direnişin Türkiye ayağını oluşturuyor. 16 Nisan 2005'te Üzüm-SEN,Tütün-SEN, Fındık-SEN, Hay-Yet-SEN, Ayçicek-SEN ve Hububat-SEN olarak *Çiftçi Sendikaları Konfederasyonlaşma **Platformu'nu kurduklarını kamuoyuna açıklayan sendikalar tüm dünyada olduğu gibi Türkiye'de de uygulanan neoliberal tarım politikalarına> karşı mücadeleye zemin sağlıyor. Via Campesina'nın Meksika'da 1996'da düzenlediği 2. Uluslararası kongrede Carajas, Brezilya'da 19 çiftçinin öldürüldüğü 17 Nisan "Uluslararası Çiftçi Mücadele Günü" olarak ilan edildi. Her yılın 17 Nisan Günü için Via Campesina'nın bir ilkesi konu olarak seçiliyor, bağlı tüm örgütleri de belirlenen bu konuda kamuoyunun dikkatini çekecek bir eylem yapıyorlar. Via Campesina'nın bu sene seçtiği konu "Çokuluslu Tarım Şirketleri Dünya Gıda Krizini yaratıyor. Çiftçiler haklarını>geri kazanıyorlar. "Türkiye'de bu seneki 17 Nisan etkinlikleri Boğaziçi Üniversitesi' nde> gerçekleşecek. 17 Nisan Perşembe günü saat 17.00'de düzenlenecek olan "Çokuluslu Şirketlerin Dünya Gıda Krizine Etkileri" konulu panele Çiftçi Sendikaları Konfederasyonlaşma Platformu Sözcüsü Abdullah Aysu, Üzüm Üreticileri Sendikası (Üzüm-Sen) Genel Başkanı Adnan Çobanoğlu, Ziraat Mühendisleri Odası İstanbul Şube Başkanı Ahmet Atalık, Tütün Üreticileri Sendikası Genel Başkanı Ali Bülent Erdem, Boğaziçi Üniversitesi Tarih Bölümü'nden Prof. Dr. Huricihan İslamoğlu ve Boğaziçi Üniversitesi Çevre Bilimleri Enstitüsü'nden Doç. Dr. Ali> Kerem Saysel konuşmacı olarak katılacaklar. Boğaziçi Üniversitesi Sosyoloji Bölümü'nden Doç Dr. Nuri Zafer Yenal ise panelde kolaylaştırıcı olacak. Panelde değinilecek konular: Endüstriyel şirketlerin köylü üretimine etkileri, neoliberal düzenle birlikte değişen tarım politikaları ve özelleştirmeler, çokuluslu şirketlerin dünyada ve Türkiye özelinde çiftçilerin iflasına yol açan uygulamaları, genetiği değiştirilmiş organizmaları n (GDO) üretiminin sosyal ve iktisadi etkileri, antikapitalist duruş ve tarım, ekolojik tarım, gıda bağımsızlığı ve gıda egemenliği. Panel dışında gün boyunca Boğaziçi Üniversitesi Güney Kampüsü'nde bu konulara dikkat çeken belgesel gösterimleri, performanslar ve forumlar düzenlenecek. Yaşadığımız çağ, zenginliğin gittikçe daha az sayıda ülke ve şirkette biriktiği bir çağ. Ulus devletler büyük şirketlerin birer idare amirliğine veya şubelerine, dönüşmüş durumda. IMF ve Dünya Bankası, büyük şirketlerin koruyuculukları görevini üstleniyor ve doğal kaynakları ülkelere ait olmaktan çıkarıp şirketlere ait olmaları için çaba harcıyorlar. Bu ortamda büyük şirketler gıdayı ulus devletlere karşı siyasi bir güç olarak kullanıyorlar. Dünya gıda zincirini denetlemek isteyen çokuluslu tarım şirketlerinin hedefi, tüm dünyayı doyuran köylüleri ve aile tarımı yapan çiftçileri ortadan kaldırmak, köylü tarımını yok etmek, tarımı şirketleştirmek ve artan gıda fiyatlarıyla daha çok sömürmek. Bu sorun yalnızca çiftçilerin ve köylülerin değil bilakis şehirde yaşayanların, yani dünya gıda krizi nedeniyle aç kalacaklar listesinin ilk sırasında yer alanların sorunudur. Ekmeğini açgözlü çokuluslu şirketlere emanet etmeyen herkesi eylem ve etkinliklerimize katılmaya çağırıyoruz.*17 NİSAN 2008
*BOĞAZİÇİ ÜNİVERSİTESİ*>
*SOSYAL BİLİMLER KULÜBÜ VE KÖY-KOOP KULÜBÜ*

Etiketler:

Google
 
Web alterblogalisation.blogspot.com

Alterblogalisation

↑ Grab this Headline Animator